AT BESLENMESİNİN GELİŞİMİNDE GEÇMİŞ & GELECEK


Print

AT BESLENMESİNİN GELİŞİMİNDE GEÇMİŞ & GELECEK

 

Kentucky Equine Research (KER), 2013 yılında at beslenmesi araştırma ve danışmanlık şirketi olarak 25. yılını kutladı.  Geçmiş çeyrek asırda, at beslenmesi ve yemi üretimi alanında birçok ilerleme olmuştur. Bu yıllar içerisinde, Dr. Joe Pagan at beslenmesi konusunda yaptığı en önemli beş gelişimini değerlendirmek ister.

 

SAĞLIKLI BİR İSKELET SİSTEMİ İÇİN İZ MİNERALLER

 

Hugo_2_small1980′lerin ortalarında, çiftlikte büyümekte olan tayların yemlerinin içerdiği bakır düzeyi ile metabolik kemik hastalığı gelişimi arasında bulunan ilişkiyi gösteren dönüm noktası niteliği taşıyan çalışma Ohio State Üniversitesi araştırmacıları tarafından yayınlandı.  Metabolik kemik hastalığı (sonrasında DOD olarak isimlendirilir) çoğu yetiştiricinin karşılaştığı maalesef performans atlarında topallık oluşumuna yol açtığından büyük bir ekonomik kayıp yaratan önemli bir problemdir.

Bu çalışmayı takiben, Dünya’nın her bir yanında araştırmacılar iz elementler özelikle bakır ve çinko ile kemik gelişimi arasında ki ilişkiyi bulmaya yönelik çalışmalara odaklandılar.

Yeni Zellanda’da yürütülen önemli bir çalışma gebe kısrak beslenmesinde iz minerallerin tayların kemik sağlığını etkilediğini gösterdi. Bu çalışmadan sonra yem endüstrisi kısrak ve tay yemlerinde iz minerallerin önemini benimsemiş ve yüksek düzeyde bakır ve çinko kullanımı standart haline gelmiştir.

 

 

KARBONHİDRATLAR

Canadian_OatsHer ne kadar karbonhidratlar at yemlerinin büyük bir kısmını oluşturuyor olsa da, kimyasal bileşimleri ve atlarda ki metabolik etkileri hakkında çok az şey bilinmektedir. 100 yıldan uzun süredir, yem endüstrisi yem analizinde karbonhidrat içeriğini saptamak için Weende analiz sistemi ile çalışmaktadır. Ancak bu sistem şeker ve nişasta oranının ve türünün hesaplanmasında çok güvenilir değildir.

 

Karbonhidrat kimyasında ki gelişmeler ile birlikte bu alanda geniş çaplı çalışmalar yapılmaya başlanmış ve bunlar özellikle nişasta türünün etkileri ve ham maddelerin işlenmesinin sindirilebilirlik üzerine etkileri, farklı kaynaklardan gelen nişasta ve şekerin kullanımı üzerinde durmuştur. Bu çalışmalar farklı tahılların içerdiği nişastanın birbirinden çok farklı olduğunu ve tahılların işlenmesinin nişasta sindirilebilirliğini önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir. Aynı zamanda yemlerin glisemik yapısının atlarda kemik metabolizmasını, davranışları ve egzersiz performansını etkilediği saptanmıştır. Günümüzde, pek çok hammaddenin glisemik indeksi bilinmektedir ve yem formülleri yapılırken göz önünde bulundurulmaktadır.

 

ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI

 

EJ_MugSon 25 yıldır, at yemlerinde enerji kaynağı olarak sadece nişasta ve şeker kullanımından uzaklaşılmıştır. 1980’lerden bu yana yağ eklenmesi popüler olmuş, bu alanda düzinelerce çalışma yürütülmüştür, bu çalışmalar özellikle performans atlarının yağ içeren diyetlerle beslenmesine odaklanılmıştır. Bu çalışmaların pek çoğu atların kaslarının karbonhidrat yerine yağ yakmak için daha iyi çalıştığını göstermiş ve bu sayede glikojenin koruyucu etkisi ortaya çıkmış ve atların dayanıklılığı artmıştır.

 

Geçmişte yürütülen çalışmalar yağların içerdiği yağ asitleri içeriğine bakmaksızın sadece farklı bitkisel ve hayvansal yağ ilavesi üzerinde durmuştur. Bu durum son yıllarda özellikle omega 3 yağ asitlerinin öneminin anlaşılması ile değişmiştir. Optimum omega-3 yağ asidi PUFAs kullanımı yangının oluşumunu azaltır, bağışıklık sistemini destekler ve üreme fonksiyonlarını arttırır. Omega-3 yağ asitleri ilavesinin at beslenmesinde ki yararları konusunda yürütülen çalışmalar sürmektedir.

 

Yağ kullanımına ek olarak, fermente liflerin kullanımı da performans at yemlerinin önemli bir parçası haline gelmiştir.  Fermente lifler arasında galaktanlar, fruktanlar, gumlar, musilajlar ve pektin yer almaktadır. Bunlar, sindirim enzimleri tarafından parçalanamazlar ancak sindirim sistemi mikroflorası tarafından hızlı bir şekilde fermente olarak uçucu yağ asitlerini (VFAs) oluştururlar. VFAs performans atları için çok yönlü enerji substratıdır. En sık kullanılan fermente lif kaynağı şeker pancarı ve soya kabuğudur. Bu çiğ ürünler performans at yemlerinde sıklıkla kullanılan ham maddelerdir.

 

 

BESLENME ve HASTALIKLARI

Çeşitli metabolik bozukluklar modern at ırklarında yaygın hale gelmiştir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar bu hastalıkların başında Cushing Hastalığı (ECD), at metabolik sendromu (EMS), osteochondritis dissecans (OCD), tekrarlayan at rhabdomyolysis (RER), ve polisakkarit depolama miyopathisi (PSSM) gibi hastalıkların geldiğini ve pek çoğundan beslenme ile korunulabileceğini gösterir. Bu hastalıkların etiyolojilerinin çok farklı olmasına karşın, hepsi ya fazla nişasta ve şeker alımı sonucunda tetiklenmiş ya da ağırlaşmıştır.

 

Yeats wins the Gold Cup from Geordieland, Royal Ascot 21/06/07RER, İngiliz ve Arap atlarında görülen özel bir miyopati türüdür. Bu miyopati kas kontraksiyonları esnasında normal olmayan hücre içi kalsiyum regulasyonuna bağlı gelişir. Heyecan ve stres tetikleyici faktörler olarak kabul edilir. Minesota Üniversitesi ile KER arasında ortaklaşa yürütülen çalışma yemde tahıl yerine düşük nişasta ve yüksek yağ kullanılmasının RER geçiren atlarda ki kas hasarını önemli düzeyde azalttığını göstermiştir. Bu araştırmanın sonucu metabolik hastalıkları kontrol edebilmek için formüle edilen ilk ticari at yemi olan RE-LEVE® ürününün gelişimine öncülük etmiştir. O zamandan beri, atların özel ihtiyaçlarını karşılamak üzere düşük karbonhidrat içeren yemler formüle edilmiştir.

 

 

 

DENGELİ RASYON / BESLENME DEĞERLENDİRMESİ

Micorsteed_GraphGeçtiğimiz çeyrek yüzyıl içerisinde at endüstrisinde gerek performans gerekse yetiştiricilikte dengeli at beslenmesine talep artmıştır. Artan bu talep teknolojinin gelişimini sağlamış ve yem üreticilerine bir atın yiyeceği yemin içerisinde ki besin maddeleri ve katkı maddelerinin önemini gösterme imkanı sunmuştur.

GELECEK

Gelecek at beslenmesi için ne getiriyor? Listenin en başında nutrigenomiks yani gen eksprasyonunu etkileyen yem ve yem hammaddelerinin etkisi üzerine yapılan çalışmalar geliyor. Besin maddelerinin genler üzerinde ki etkisinin anlaşılmasıyla, daha iyi rasyon programları ve bazı önemli hastalıkların tedavisinde destek niteliğinde ki yemler formüle edilebilir. Genetik araştırmalar üzerine yapılan önemli çalışmalar doğrultusunda nutrigenomikste hızla gelişmektedir. Nutrigenomiks at beslenmesinde kullanılmaya başlanmıştır ve gelecekte de kesinlikle at beslenmesi üzerine yürütülen araştırmaların odağı olacaktır.

feel the difference

Daha fazla bilgi için http://saracen.equinews.com  ziyaret ediniz veya KER/Saracen dergisine kayıt yaptırınız.